Uzaktan Eğitim Sürecinde Öğrencileri Motive Etmenin Yolları


2020 baharında uzaktan eğitime yapılan ani ve plansız geçiş okul yılını sekteye uğrattı – akademik takvimleri aksattı, okul dışı aktiviteleri sonlandırdı ve birçok okulda değerlendirme ve akademik geri bildirim döngülerini değiştirdi. Tahmin edileceği üzere, öğrenci motivasyonu da dibi gördü.

Bir öğrencinin dile getirdiği gibi sanal okullar “tüm eğlenceli kısımların kaldırıldığı yüz yüze okullara” benziyor. Sıradan okul günlerinin en zengin kısımlarından olan okul ortamındaki sosyal etkileşimlerin ve öğretmenlerin ve danışmanların yüz yüze rehberliklerinin yokluğu, en önemli motivasyon faktörlerinin ortadan kalkmasına yol açtı. Çoğu K-12 okulu, uygulanmaya hazır uzaktan eğitim alternatiflerine sahip değildi. Gerçekten de, uzaktan eğitimin ilk günleri ve haftalarında göze batan eğitim uçurumları ve eşitsizlikleri açığa çıktı: İnternet bağlantısı zayıf olan ya da olmayan aileler, ders çalışmak için sessiz bir alanı olmayan öğrenciler veya kardeşlerine bakmakla veya eve katkı sağlamak için iş bulmakla yükümlü çocuklar… Üstelik travma seviyeleri de giderek artıyordu.

Uzaktan eğitime geçiş kısa süre içinde geleneksel hesap verebilirlik, değerlendirme ve standart test yapılarımızdaki bazı öğretim kusurlarını ortaya çıkardı. İçsel motivasyona sahip öğrenciler hayal ediyoruz, ancak iyi niyetimize rağmen bunun tam tersini tasarlama eğilimi gösteriyoruz. Öğrencileri ödül ve cezayla motive etmek – geleceği belirleyici testlerin ve değerlendirmelerin bitmek bilmeyen, moral bozucu döngüleri aracılığıyla – bize arzu ettiğimiz derin öğrenmeyi ve öğrenme sevgisini kazandırmıyor.

Neyse ki, motivasyon bilimi diye bir şey var ve bunu sanal derslerimizin her alanında uygulamamız gerekiyor. Uzaktan öğrenmenin zorluklarına rağmen öğrencilerin motive olmalarına yardımcı olmak ve sisteme bağlı eşitsizliklerden doğan öğrenme fırsatlarında önceden var olan boşlukları şiddetlendirmekten kaçınmak için bunu şimdi acilen yapmamız gerekiyor. 

MOTİVASYONA İKİ AŞAMALI BİR YAKLAŞIM

Araştırmacıların tartıştığı, öz belirleme (içsel süreçlere odaklanan bir motivasyon ve kişilik kuramı) ve beklenti-değer gibi önemli motivasyon kuramlarını duymuş olabilirsiniz. Ancak bizce, öğrenme zihniyetleri – öğrencilerin kendileri, potansiyelleri ve öğrenme bağlamı hakkındaki inançları – nispeten daha kolay anlayabileceğimiz ve sınıflarda uygulayabileceğimiz ideal başlangıç noktaları. Öğrenme zihniyetleri konusunda yetkin hale geldiğimizde, motivasyonun daha derin yapısını ve okullarda temel yapısal bir reform gerçekleştirmek için nasıl uygulanabileceğini anlamaya yönelik bir sonraki adımı atabiliriz.

Araştırmacılar öğrenme zihniyetlerini üçe ayırıyor: “Aidiyet duygusu”, “amaç ve ilgi” ve “gelişim zihniyeti”. İçsel motivasyonu teşvik etmek istiyorsak buradan başlamalıyız. Bu öğrenme zihniyetlerinden bazıları size tanıdık gelebilir, ancak genellikle yanlış anlaşılıyor ve okullarda yanlış uygulanıyorlar.

AİDİYET DUYGUSU YARATMAK

Öğrencilere anlaşıldıklarını hissettirin: Öğrencilerin ilişki kurabilecekleri aktiviteleri, konuları ve örnekleri derslerinize dahil edin, böylece her gün sınıfa kendi gerçek kimlikleriyle gelebileceklerini görürler. Kimliklere yönelik tehditleri ortadan kaldırmak için elinizden geleni yapın. Her öğrenci görüldüğünü, duyulduğunu, saygı duyulduğunu ve kendi eşsiz hikayesinin sınıfın büyük hikayesinin bir parçası olduğunu hissetmeyi hak ediyor.

Örneğin, online derslerinize başlarken herkesin konuştuğu ve her öğrencinin adının başkası tarafından söylendiğini bir rutin oluşturabilirsiniz. Çevrimiçi sınıflarınızda “çember sohbetleri” yapabilir ve öğrencilerinizi “kendi bakış açılarından” konuşmaya teşvik edebilirsiniz. Sınıf kurallarını ve normlarını öğrencilerinizle birlikte belirleyebilir ve bunları eğitim sisteminizdeki ana sayfada yayınlayabilirsiniz. Bu listeyi periyodik olarak ziyaret edip güncelleyebilirsiniz.

Bağ kurmanın önündeki engelleri azaltın: Öğrencilere, sınıf dışında sizinle iletişim kurmanın kolay bir yolu olduğunu – yanıt verme sıklığınızı söyleyerek beklentileri yönetebilirsiniz – ve bunu gönül rahatlığıyla yapabileceklerini anlatın. Tüm sınıf için net beklentiler belirlerken, öğrencilerin bireysel olarak karşılaştıkları duygusal veya akademik zorlukları belirleme ve bunlara çözüm bulma konusunda yaratıcı ve proaktif olmak da önemlidir. Örneğin, dönüşümlü olarak her çocukla birebir telefon ve video görüşmeleri ayarlayabilir veya onlara mesaj ya da arama yoluyla size doğrudan ulaşma olanağı sunabilirsiniz.

Sosyal zamanın akademik zaman kadar önemli olduğunu kendinize hatırlatın: Çevrimiçi eğitim veriyorsanız, değerli zamanınızın bir kısmını sosyal bağ için kullanın. Dersinize sosyal bir ritüel ile başlayın. Örneğin, kısa bir “zihin esnemesi” molası deneyebilir; ders başlamadan önce öğrencilere sohbet süresi teklif edebilir ya da sosyal etkileşimde bulunmak için küçük gruplar oluşturabilirsiniz. Bu, boşa harcanan ders zamanı değildir; öğrencilerin motive olmalarına ve uzun vadede katılım göstermelerine yardımcı olacak bir yatırımdır.

AMAÇ VE İLGİYE YÖNELİK ÇALIŞMAK
Amacı açıkça belirtmeye çalışın: Öğretmenler, motivasyon oluşturmada amaç ve ilginin önemini genelde küçümserler ve bu doğrultuda yeterince çaba gösterdiklerini düşünürler. Ödevlerin ve etkinliklerin amacını kasıtlı ve düzenli olarak belirtin – özellikle öğrencilerinizden uzak olduğunuz dönemde bunu yapmanız daha büyük önem talşıyor.

Öğrencilerin ilgi alanlarını öğrenmek ve kullanmak için online anketlerden yararlanın: Öğrencilere ilgi alanlarının ve tutkularının neler olduğunu sorun ve öğrencilerinizin kişisel olarak alakalı oldukları konuları hedefleyen aktiviteler tasarlayın. Bu etkinlikler her zaman akademik olmak zorunda değil: Uzaktan öğrenme sürecinde derin bağlantılar kurmak için geleneksel içeriklerinizin bazılarından vazgeçmelisiniz – amaç, öğrencilerin yıl boyu uzun vadeli katılımını artırmak. 

Gerçek hayatla bağlantılar kurun: Araştırmalar, öğrenciler öğrenmelerini mevcut ilgi alanlarıyla veya çevrelerindeki dünyayla ilişkilendirmeye zaman ayırdıkları takdirde eğitime yönelik motivasyonlarının arttığını gösteriyor. Öğrencilerin öğrendikleri son konuyu ilgi alanlarına bağlamalarını içeren bir etkinlik deneyin. Bunu Zoom ya da benzeri bir platform aracılığıyla birbirlerine sorarak tamamlayabilirler. 

Öğrencilere seçme hakkı verin: Konuya veya ortama, iyi seçilmiş ve sınırlı sayıda seçenek eklemek, uzaktan eğitim sırasında motivasyonu artırmaya yardımcı olmak için birebirdir – öğrenciler, seçme becerilerini nasıl geliştireceklerini öğrenirken aynı zamanda güçlü hissederler. Ancak çok fazla seçeneğin karar yorgunluğu yarattığını unutmayın. Örnek aktiviteler: Bu dört kompozisyon başlığından birini seçin; projeniz için çalışmak üzere bir dizi kriteri karşılayan tanınmış bir lider seçin; çalışmanızı podcast, çocuk kitabı, 2 ila 3 dakikalık video, sanat enstalasyonu veya makale biçiminde üretebilirsiniz.

SIKI ÇALIŞMA, BAŞARISIZLIK VE GELİŞİM ZİHNİYETİ
Öğrenmenin nasıl gerçekleştiğini açıklayın: İşe, öğrencilerinizle konuşarak başlayın. Ders çalışmanın zor olduğunu, ancak etkili çalışma stratejileri sayesinde zamanla kolaylaştığını söyleyin. Onlara nöroplastisiteyi öğretin – bu gayret isteyen uygulama, beyinlerinin yeniden yapılandırılmasına yardımcı olur.

Onlarla etkili çalışma stratejileri paylaşın: Öğrenciler, tekrar okuma ve altını çizme yerine anahtar kavramları kendi kelimeleriyle ifade etme, aktif geri kazanım ve aralıklı uygulama gibi çalışma stratejilerini tercih ederler – bu stratejileri uygulamalarına ve geliştirmelerine izin vermek için zaman ayırmalısınız. Uzaktan eğitim sırasında bu konuda ısrarcı olmak özellikle önemli, çünkü öğrenciler daha sık kendi başlarına kalıyor ve öz-düzenleme için farklı stratejilere ihtiyaç duyuyorlar. 

Zor durumlarda öğrencilerinize yardım edin: Öğrencilere bazen zorluklar yaşayacaklarını ve bunları aşmak için çeşitli taktiklere ihtiyaç duyacaklarını söylemekten çekinmeyin. Çocukların sınıf arkadaşlarından yardım isteyebilecekleri, kendilerini rahat hissettikleri bir sınıf ortamı mı yarattınız? Ya da daha iyi iletişim sağlamak için küçük çalışma grupları kurmayı düşündünüz mü? Öğrencilerinize mesai saatleri içinde sizinle iletişim kurmaları için kolay yollar sundunuz mu? Zorlandıklarında sizinle iletişime geçmeleri için onları teşvik ettiniz mi? Sisteminizde kullanışlı ve kolayca erişilebilen bir sınıf kaynakları listesi oluşturdunuz mu?

Düşük riskli bir ortam oluşturmak için teknolojiden yararlanın: İkincil değerli sınavlar hazırlayabilir veya ucunda not olmayan geri kazanım odaklı değerlendirmeler yapmak için Pear Deck, Quizlet Live ve Poll Everywhere gibi teknik araçları kullabilirsiniz. Bu “sınavları” sürekli öğrenmenin bir parçası olarak yeniden konumlandırın ve öğrencilerin nerede olduklarını, çalışma stratejilerinin ne kadar işe yaradığını ve bundan sonra ne yapmaları gerektiğini anlamaları için yararlı araçlar olarak görmelerine yardımcı olun. Son olarak, düşük riski kolay ile karıştırmayın; öğrenciler zorlandıklarında daha sıkı çalışırlar ve daha derinlemesine öğrenirler. Derslerinizde hata yapmaya ve bu hatalardan dersler çıkarmaya zaman ayırın.

Notlandırma sisteminizi ve yapınızı değiştirin: Eğitimdeki geleneksel inanışın aksine, notlar öğrencileri en iyilerini yapmaya motive etmez ve daha iyi öğrenim veya performans sağlamaz. 
Notlandırma sisteminizi büyümeyi, gelişmeyi ve iyileşmeyi ödüllendirecek şekilde düzenlemek için bundan daha iyi bir zaman olabilir mi? Genel değerlendirmeler kontrolünüz dışında olsa bile, sürekli iyileşen öğrenci çalışmalarına göre puanlar ve notlar vererek ara dönem notlarınızı düzünlemeyi düşünün. Bu sadece zorluk çeken öğrencilere yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda en başarılı öğrencilerin beceri seviyelerinde açık bir gelişme göstermek için gerekli çabayı ortaya koyduklarını göstermelerini sağlar.

Öğretim yöntemlerinizi sürekli güncellemeye hazır olun: Sanal sınıfta “sınıfı okumak” yani öğrencilerinizin neler bildiklerini belirlemek zor olduğundan, kendi öğretim metotlarınızı sürekli olarak ayarlamak için formatif (biçimlendirici) değerlendirmelerinizi kullanın. Bu, öğrencilerinizin benimsemesini istediğiniz “gelişime açık zihniyet” davranışlarını modellemenin harika bir yoludur.

Dijital bir yeterlilik kaydı oluşturun: Öğrenciler artan yeterliliklerini fark ettiklerinde motivasyon da artırılabilir. Bunu şansa bırakmak yerine teşvik etmek için kısa aktiviteler oluşturun – örneğin, eski bir çalışmayı alın ve bir “o zaman ve şimdi” karşılaştırması yapın veya düzenli olarak ziyaret edilip güncellenebilen basit bir çevrimiçi portföy oluşturun. Öğrencilerin yetkinliklerini doğuştan gelen yeteneklerle değil, sıkı çalışma ve doğru stratejilerle ilişkilendirdiğinden emin olun.

Çeviri: Zeynep Topal

Kaynak: https://www.edutopia.org/article/science-keeping-kids-engaged-even-home?fbclid=IwAR06vzRa4sblUUYizaqJ_mP2xyjvMrS1rthJOkGokWHwL2L8RR1vVzKXvrA

« Anasayfa